1. Ana Sayfa
  2. Haber
  3. Marka Güvenliği 2020

Marka Güvenliği 2020

Marka Güvenliği 2020

Tüm dünya geneline baktığımızda çevrimiçi olarak harcanan sürenin; bilgisayarlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar ve cep telefonları dahil, günde sıradan 6 saat 49 dakikaya ulaştığı görülüyor. Bu süre, internet kullanıcılarının üç sene önce çevrimiçi olarak harcadıkları süreden yarım saat daha artı. öte taraftan, EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) ve LATAM (Latin Amerika) ülkelerinde mobilde geçirilen zamana bakıldığında ise, mobil uygulamaların günde 3 saatten artı kullanıldığı gözlemleniyor. 2021’de ise bu rakamın en az 30 dakika daha artması bekleniyor.

Bütün bu verilere bakıldığında, akıllı telefonlar ve tabletler gibi mobil cihazların günümüzde öncü reklam platformları haline geldiğini bildirmek de elbette hatalı olmaz.

CBS News’e tarafından, bir birey 1970’lerde yaklaşık ortalama 500 reklama maruz kalıyordu. Bugün bu sayı takriben 5.000! Hal böyle olunca da markaların ürünlerini ya da hizmetlerini tanıtmak ve pazarlamak için önemli bir rekabet içinde olduğu dobra dobra görülüyor. Bu rekabet sırasında ise markaların ve reklam verenlerin karşılaştığı önemli zorluklar ve geçmeleri gereken testler de var.

Günümüz reklamcılığında reklam sahtekarlığının artmasıyla birlikte en kayda değer zorluklardan biri şüphesiz marka güvenliği. Traffic Guard / Juniper’a göre, reklam dolandırıcılığının maliyetinin önümüzdeki birkaç sene içerisinde tüm bölgelerde artması ve global rakamın 34 milyar dolardan 87 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Bilhassa APAC (Asya – Pasifik) bölgesi, 19 milyar dolardan 56 milyar dolara yani az daha üç katına çıkan kayıplarla en ağır darbeyi almaya devam edecek gibi görünüyor.

Marka güvenliğinin kayda değer bir sorun olarak ortaya çıkmasının üzerinden birkaç yıl geçti lakin uzun yıllar da gündemimizden düşmeyecek gibi görünüyor. Günümüzde pazarlamacıların ya da reklam verenlerin amacı sadece markalar ve tüketiciler arasında güven oluşturmak değil, bununla birlikte ajanslar, yayıncılar ve reklam sürecine dahil olan tüm platformlar arasındaki iletişimi yükseltmek ve bu şekilde reklam deneyimi olarak nitelendirebileceğimiz marka / reklam hatırlanabilirliği ve marka bağlılığı sonuçlarını artırmak. bu nedenle reklamlarının zararlı ya da kavgacı içeriklerin yanına yerleştirilmesini, marka bilinirliğine ve kampanya mesajına hasar vermesini istemiyorlar.

Reklam verenlerin marka güvenliği endişelerini onarmak için kayda değer adımlar atılmış olsa da, sorunun ortadan kalkmadığı açık. AdColony’nin geçen sene yayınladığı 2019 Marka Güvenliği Araştırması verilerine göre, kullanıcıların mobil oyunlarda reklamlarla karşılaşmayı YouTube, Snapchat ve Instagram’dan daha çok tercih ettikleri görülüyor. Kullanıcıların bununla beraber uygunsuz içeriğe maruz kalmanın ve “yalan haberlerin” reklam veren ya da platform hakkındaki görüşlerini de negatif etkilediğini gözlemleniyor. Aradan bir sene geçtikten sonradan, 2020 Marka Güvenliği Araştırması verilerinin de artı değişim göstermemiş olması; pazarlamacıların veya reklam verenlerin reklamlarını güvenli bir ortamda göstermeleri ve kampanya mesajlarını daha tehlikesiz platformlarda niyet kitlelerine iletmelerinin hala ne kadar kayda değer olduğunu bizlere gösteriyor.

Türkiye özelindeki sonuçlara baktığımızda ;mobil kullanıcılar reklamlarla önce %24 ile YouTube’da karşılaşmayı tercih ederken, ikinci olarak %21 ile Google ve Instagram’da ve arkasında %16 ile Mobil Oyunlarda karşılaşmayı seçim ediyorlar. %39 oranla Facebook ve %30 ile YouTube, tüketicilerin marka açısından güvenli olmayan içerikler gördükleri ilk platformlar aralarında yer alırken, bu oran mobil oyunlarda %4 olarak karşımıza çıkıyor. Ankete katılanların %60’ı bu nesil içeriklerin yakınında reklamları görmelerinin “reklamveren hakkındaki algılarını olumsuz etkilediğini” söylüyorlar. %11 ile Mobil oyunlar ve %17 ile  Snapchat en az “sahte haber” oranına sahipken, bu oran Facebook’ta %47, Instagram’da %31 ve Google’da %25 gibi büyük oranlarla karşımıza çıkıyor. Ankete katılanların %57’si ise, Koronavirüs içeriğinin yanında bir reklam görmenin, reklam verene karşın algılarını olumlu yönde etkilediğini söylüyor.

EMEA bölgesi özelinde araştırma verilerine baktığımızda ise ; mobil kullanıcılar reklamlarla başlangıçta %21 ile Facebook’ta karşılaşmayı seçim ediyorlar. Bunu sırasıyla %19 ile Mobil Oyunlar ve yine %19 ile Google peşine düşüp takip ediyor. %47 ile Facebook ve %25 ile YouTube, mobil oyunlardan %6’lık daha fazla oranla tüketicilerin marka açısından güvenli olmayan içerik gördükleri ilk platformlar arasında yer almaya devam ediyor. Ankete katılanların yarısından fazlası (%56), reklamları bu nesil içeriklere yakın yerlerde görmelerinin “reklamveren hakkındaki algılarını negatif etkilediğini” söylüyorlar. %7 ile mobil oyunlar ve %5 oranla Snapchat en düşük “Sahte haber” oranına sahipken , bu oran Facebook’ta %46, YouTube’da %23 ve Google’da %22 gibi büyük oranlarla karşımıza çıkıyor. Ankete katılanların %42 ile yaklaşık olarak yarısı, Koronavirüs içeriğinin yanına bir reklam görmenin, reklam verene yönelik algılarını olumlu yönde etkilediğini söylüyor.

Yorum Yap

Yorum Yap